HZ.MUHAMMED (SAV)

Sevgililer Sevgilisi Gul Muhammed'imizden Ayrilali gun oldu...
Kavusmamiz ise bir an meselesi...

MUMINKARDES.COM » Güllerin Efendisine » Efendimiz Hz. Muhammed'in Eşleri (Hanımları) v
Hz. Muhammed'in Hanımları
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

  Hz. Muhammed'in Hanımları
by: muminkardes, 07-02-2011 07:49 ÖS (#1)

Hz. Muhammed'in Hanımları

Hz. Muhammed (SAV) baba ve koca olarak en mükemmel örnektir. O eşlerine karşı çok şefkatli ve müsamahalıydı. O olmadan yaşayamaz, onsuz bir hayat düşünemezler, ondan ayrı kalamazlardı.

İkinci eşi Sevde Validemizi daha Mekke"de iken nikahladı. Ancak bazı nedenlerden dolayı onu boşamak istedi. Kadın bunu duyunca çok üzüldü ve hemen ona koştu, yalvarırcasına: "Ey Allah"ın Rasulü! Senden dünyalık hiçbir şey istemiyorum. Ama ne olur beni eşin olmaktan mahrum etme. Ben ahirete de senin eişn olarak gitmek istiyorum. Başka hiçbir şey umursaman[1]" dedi. Onun bu arzusu Peygamber tarafından kabul edildi ve Sevde hep ezvacı tahirattan biri olarak kaldı.

Bu onların gönlünde taht kuran Allah Resulünün (SAV) konumuydu. Eğer onlardan birini boşayacak olsa, o, kapısının eşiğinde kıyamete kadar beklerdi.

Bir keresinde mali durumu sonucunda Hz. Hafsa"dan bir rahatsızlık hissedince "İsterse onu serbest bırakayım" gibi tesir edecek bir ifade kullanmıştı da bu öneri onu dehşete düşürmeye yetmişti. Araya girenler onun ne güzel bir kadın olduğunu ısrarla anlatarak boşamamasını istedi. Hz. Peygamber boşamadığı gibi, en sadık arkadaşının kızını hep vefalı eşi olarak nikahında tuttu.

Allah Resulünden ayrılık ölümden beter bir felaketti. Bütün hanımları aynı şeyi hissederdi. İki Cihan serveri onların gönlünde taht kurmuş, onlarda iki cihan serveriyle bütünleşmişti. Onun mübarek, yumuşak ve tabi hayatını o kadar paylaşmışlardı ki, aralarından ayrılsa havasızlıktan ölürlerdi.

Onun ölümünden geriye büyük hasret ve hicran kaldı. Hz. Ebu Bekir ve Ömer her ne zaman hanımlarını ziyaret etseler onları ağlarken buldular. Ağlamaları ömür boyu sürecekmiş gibiydi. Allah rasulü onlar üzerinde silinmez izler bırakmıştı. Onu unutamazlardı. Bir dönemde nikahında dokuz hanımı hem de ciddi bir problemle karşılaşmadan, her birisiyle eşit şekilde ilişki kurarak tutmuştu. O, nazik ve narin bir aile reisiydi. Hiçbir zaman sert ve kaba davranmadı. Koca olarak mükemmel bir şekilde bu görevini yerine getirmesi Onun Allah"ın Resulü olduğunu gösterir.

Vefatından birkaç gün önce "Kul Rabbiyle dünya arasında muhayyer bırakıldı. O, Rabbini seçti[2]" dedi. Büyük fetanet insanı Ebu Bekir, "kul" sözünü söyleyen aynı şahıs olduğunun farkına varınca ağlamaya başladı. Günden güne onun hastalığı şiddetlendi, şiddetli baş ağrıları onu acıyla kıvrandırmaya başladı. Bu zor dönemde bile hanımlarına karşı incelik ve nezaketini devam ettirdi. Hanımlarını tek tek Odalarında ziyaret edecek gücü kalmadığı zamanda odalarından birinde konaklamak için hanımlarından izin istedi. Bütün hanımları kabul etti ve Allah"ın Rasulü (SAV) ömrünün son günlerini hz.
Aişenin odasında geçirdi.

En zor şartlar altında bile hanımlarının haklarına riayet etti. Allah Rasulü böyle bir insandı!

Cömertliği ve nezaketinden dolayı hanımlarının her biri kendisini Allah Rasulünün en sevgilisi zannederdi. Bir kimsenin dokuz kadına eşit ve tam adaletle davranması fikri mümkün görünmediği için Allah Rasulü istemeyerek vuku bulacak kalbi temayüllerinden dolayı Allah"a istiğfarda bulunuyor ve şöyle dua ediyordu:

"İstemeden birine daha fazla sevgi gösterebilirim, bu da haksızlık olur. Onun için ey Rabbim! Benim gücümü aşan şeylerden dolayı rahmetine sığınırdım[3]".

Bu ne incelik ve zerafet! Herhangi bir kimse bu inceliği gösterebilir mi? Kalbi temayüllerini kısmen saklasalar bunu zeka ve irade güçlerine bir alamet kabul ederler. Bazen zekalarını arz ederken bilmeden hatalarını açığa vururlar. Hatası olmamasına rağmen Allah Rasulü Cenabı Hakktan bağışlanmasını istiyordu.

Onun inceliği hanımlarının ruhlarına o kadar derin sirayet etmiş ki, O"nun ayrılığı hiç bitmez bir hicran gibi gelmişti.İslam yasakladığı için intihar etmemişlerdi. Ama hayat onlar için nihayetsiz bir keder dinmez göz yaşı olmuştu.

Allah Rasulü bütün kadınlara kibar ve ince davranıyordu ve herkese de kadınlara karşı kibar davranılmasını tavsiye ediyordu. Onun inceliği Sa"d b. Ebi Vakkas tarafından şöyle rivayet ediliyor:

"Hz Ömer şöyle dedi: "Bir gün Allah Rasulünün huzuruna gittim ve onun tebessüm eder buldum. "Allah seni ebediyen güldürsün, ey Allah"ın Rasulü!" dedim ve niçin güldüğünü sordum. Yine tebessümle şu cevabı verdi: şu kadınların haline gülüyorum. Sen gelmeden benim önümde konuşuyorlardı. Sesini duyunca birden kayboldular. Bu cevabın üzerine sesimi yükselttim ve: "Ey kendi nefislerinin düşmanları! Demek benden korkuyorsunuz da Allah Resulünden korkmayıp onun yanında saygısızlık yapıyorsunuz? dedim. "Sen katı kalpli ve sertsin" diye cevap verdiler[4]".

Hz. Ömer"de kadınlara karşı inceydi. Ancak en güzel insan bile Hz. Yusuf"un güzelliğiyle kıyaslanınca çirkin görünür. Öylede Hz. Ömer"in incelik ve zerafeti peygamber efendimizle kıyaslanınca sert ve katı görünür.

Kadınlar Allah Rasulünün yumuşaklık incelik ve nezaketini görmüşlerdi. Bundan dolayı Hz. Ömer"in davranışlarını sert ve katı olarak değerlendiriyorlardı. Halbuki Ömer (r.a) Hilafet yükünü eksiksiz omuzlayarak Peygamberden sonra en büyük örneklerden biri olacaktı. O her davranışında adalet gözetiyor, doğruyu yanlıştan ayırmak için büyük çaba sarf ediyordu. O kendini halifelik makamına taşıyacak özelliklere sahipti.bu özelliklerden bazıları bize çok sert gelebilir, fakat ancak bu özelliklerden dolayı sorumluluk yükünü omuzlayabilirdi.

Allah Rasulü (SAV) bir arkadaş gibi hanımlarıyla meseleleri müzakere ederdi. O vahiy ile yönlendirildiği için hanımlarının fikirlerine ihtiyacı yoktu. Ama o ümmetine bir şeyler öğretmek istiyordu. O güne kadar olanın aksine Kadın İslam"da çok mualla bir yere oturtulacaktı. Allah Rasulü kendi hanımlarıyla olan ilişkisi vasıtasıyla bizlere öğretmeye başlıyordu.

Hanımlarıyla İstişaresi

İlk başta hudeybiye anlaşması Müslümanlara çok ağır gelmişti. Hiç mecalleri kalmamış gibiydiler. Anlaşmayı reddetip Mekkeye, girmek muhtemel sonuçlarıyla karşılaşmak istediler. Allah Rasulü kendisiyle birlikte olanlara kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretti. Ancak bazı sahabe kararsızdı. Kararının değişmesini beklediler. Muhammed (SAV) emrini bir kere daha tekrarladı. Fakat bu emir onların gönülsüzlüğünü değiştirmedi. Onlar Allah Resulüne karşı gelmiyorlardı fakat kararını değiştireceğini ümit ediyorlardı. Çünkü Kabeyi tavaf etmek üzere yola çıkmışlardı, yarı yoldan dönmek istemiyorlardı.

Sahabenin bu durumunu sezince İki Cihan Serveri hemen çadırına döndü ve hanımı Ümmü Seleme"nin fikrini sordu. Bu büyük kadın, Allah resulünün görüşüne katiyyen ihtiyacı olmadığının şuurunda, kendi görüşünü açıkladı. Allah Rasulü böyle yapmakla bize içtimai bir ders veriyordu. Böyle önemli meselelerde kadınlar ile görüş alış verişinde bulunmanın hiçbir yanlış yanı olmadığını öğrenmeliyiz.

O Allah Rasulüne şöyle dedi: "Ya Rasûlullah! Emrini bir daha tekrar etme. Belki muhalefet ederler ve bu yüzden mahvolurlar. Fakat sen kurbanlarını kes ve ihramdan çık. Onlar verdiğin emrin kesinliğini anlayınca ister istemez sana itaat edeceklerdir[5]." Hemen eline bir bıçak alarak dışarı çıktı ve kendi kurbanlarını kesmeye başladılar. Sahabeler de kendi kurbanlarını kesmeye başladı. Artık verdiği karardan dönmeyeceğini herkes anlamıştı.

Her hayırlı iş gibi şura ve meşveretde ilk defa bizzat Allah Rasulü tarafından kendi hanesinde sonrada daha geniş toplumlar tarafından uygulandı. Biz hala onun hanımlarıyla ilişkisini anlamaktan uzak; içerdeki büyük hazinenin farkında olmadan bahçede dolaşıyoruz.

Kadın hakları savunucuları da dahil bir çok kimsenin aklında hala kadın ikinci dereceden bir varlıktır. Oysa bize göre kadın ancak kendisiyle diğer yarımın işe yaradığı bir bütünün yarısıdır. İki yarım birleşince biz gerçek insan birliğinin teşekkül edeceğine inanırız. Bu birlik teşekkül etmediği zaman ne insanlık ne Peygamberlik ne evliya ne de İslamiyet vardır.

Efendimiz nurlu beyanlarıyla kadınlara karşı lütufkar olmaya teşvik ediyordu. O şöyle buyurdu: "Müminlerin İman bakımından en mükemmeli ahlakı en güzel olandır. Ahlakı en güzel olanınız da kadınlarına en güzel davrananızdır."[6]

Anlaşılıyor ki, kadınlık, insanlık tarihinde bir kere gerçek manada onurlandırılmıştır; o da Hz Muhammed (SAV) zamanında olmuştur.

Onun hanımlarından bir kaçı daha müreffeh bir hayat istemiş ve: "Diğer Müslümanlar gibi daha rahat yaşayamaz mıyız? Hiç olmazsa günde bir kerecik olsun çorba içemez miyiz? Daha güzel elbiseler alamaz mıyız?" demişlerdi. İlk bakışta bu tür istekler masum ve haklı gelebilir. Fakat onlar kıyamete kadar gelecek İslam ailelerine örnek olacak bir ailenin fertleriydi.

Allah Rasulü (SAV) ziyaretlerine gitmemek ve evine çekilmekle onlara karşı tavır takındı. Hadise hemen duyulmuştu, herkes mescide koşup ağlamaya başladı. Sevgili Peygamberlerini kederlendiren en küçük bir hadise bile Müslümanları ağlatmaya yetmişti. Müslümanlar Allah Resulüne o kadar yakındılar ki en küçük bir hadise bile onları huzursuz etmeye yetiyordu.

Tahyir hadisesi (Allah Rasulünün eşlerine tanıdığı alternatif)

Allah Rasulünün hanımları onunla birlikte yaşama veya onu terk etme mevzunda muhayyer bırakılmışlardı. Bu olay, tahyir hadisesi olarak adlandırıldığı gibi ila hadisesi olarakta adlandırılır. Hadise Kuranda şöyle anlatılır:

devamıda var
 
Şu an yaptığınız hiçbir iş,
Kılınmayı bekleyen vakit namazından
daha önemli değildir!!
----------------------------------------------
Her Hakkım Saklıdır®
|l|lllll|lll||ll||lll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³
Kullanıcı Avatarı
muminkardes

Süper Yönetici

Mesaj Sayısı: 435
Katılım Tarihi: 24.01.11

RE: Hz. Muhammed'in Hanımları
by: muminkardes, 07-02-2011 07:49 ÖS (#2)

devamı


Ey peygamber! Hanımlarına söyle: "Eğer dünya hayatı ve onun zinetini istiyorsanız, gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim. Eğer Allah"ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır." (Ahzab, 33: 28-29)

Peygamberin en yakın iki arkadaşı, Hz. Ebu Beki ve Hz. Ömer, kızları olayla doğrudan ilgili olduğu için olaya farklı yaklaştılar ve hemen mescide koştular.

Allah Rasulünü görmek istediler, fakat Hz peygamber yanlarına çıkmadı. Ancak üçüncü taleplerinde kendilerine izin verilince kızlarını tartaklamaya başladılar. Allah Rasulü olanları seyrediyordu... ve sadece: "istediklerini veremem[7]" diyordu.

Kuran onlara; "Ey peygamber hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz!" (ahzab 33:32) diyordu. Belki başkaları sadece kendilerine yüklenilen farzları yerine getirmekle kurtulabilirlerdi, ama bu dinin merkezinde bulunanlar kendilerini tamamen bu dine adamalılar ki merkezde zayıflık görülmesin. Peygamber hanımı olmanın bazı avantajları vardı, fakat bu avantajlar sorumluluk ve riskleri de beraberinde getirmekteydi. Allah rasulü onları "misal" olarak hazırlıyordu. Allah Rasulü onların dünyaya dalıp salih amellerinin karşılığını dünyada tüketip de Ayetin hükmüne dahil olmalarından korkuyordu:

"Dünyadaki hayatınızda güzel olan her şeyinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz" (Ahkaf 46:20)

Peygamber hanesinde sıkıntılı bir hayat vardı. Bu sıkıntılı hayattan dolayı, açık veya kapalı, bazı küçük taleple de bulunmuşlardı. Fakat onların konumları diğerlerinkinden farklıydı, dünyaya dalmaları beklenemezdi.

Bazı büyükler bütün bir ömür gülmemiş ve hayatlarında karınlarını bir kez bile doyurmamışlardı. Bir örnek ömründe hiç gülmeyen Fudayl ibn Iyaz ... O ömründe bir kez gülmüştü... güldüğü zamanda insanlar hayretle sordular. O da: "Bu gün bana oğlum Alinin vefatı haberini verdiler. Allah seviyormuş diye sevindim, onun için tebessüm ettim" dedi[8]. Böyle bir kimsenin durumu bu olunca Allah"tan çok korkan ve bütün Müslümanların anneleri olarak kabul edilen Allah Rasulünün hanımlarının durum çok farklı olacaktı. Dünya ve Ukbada Allah Rasulüyle birlikte olmak kolay değildi. Onun için de bu müstesna kadınlar bir imtihana tabi tutulacaklardı. Allah Rasulü de onları kendi fakir hanesiyle dünyanın debdebeleri arasında muhayyer bıraktı. Eğer dünyayı tercih edecek olurlarsa Allah Rasulü istediklerini verecek, fakat onları serbest bırakacaktı. Eğer Allah ve Rasülünü seçecek olurlarsa sahip oldukları dünyalıklarla yetinmek zorundaydılar. Zira, o hanenin hususiyetiydi bu. Çünkü bu aile müstesna bir aileydi, onun efradı da müstesna olmak zorundaydı. Aile reisinin seçildiği gibi eşleri ve çocukları da seçilmişti.

Allah Rasulü ilk defa Hz. Aişeyi çağırdı ve: "Seninle bir şey görüşmek istiyorum ama, karar vermeden önce anne ve babanla görüşsen iyi olur" dedikten sonra yukarıda zikrettiğimiz ayeti okudu. Onun cevabı tam sıddik bir babanın, sıddıka kızından beklenen bir cevaptı:

"Ey Allah"ın Rasulü! ana ve babamla bu mevzuda mı konuşacağım? VAllahi ben Allah ve Resulünü tercih ediyorum" dedi.

Daha sonrasını Aişe validemiz şöyle anlatıyor: "Allah Rasulü bütün hanımlarından aynı cevabı aldı. Hiç biri farklı bir görüşte bulunmadılar. Ben ne söyledi isem aynısını söylediler"[9]

Onların hepsi aynı şeyi söylediler... çünkü onlar adeta Allah Rasulüyle bütünleşmişlerdi. Farklı olamazlardı da.. eğer Alah Rasulü onlara hiç iftar etmeksizin bütün bir hayat oruç tutmalarını söyleseydi, bunu yapacaklardı, seve seve katlanacaklardı... ölünceye kadar hayatın sıkıntılarına katlandılar da...

Hanımları arasında lüks hayatı yaşamış olanlar vardı. Bunlardan biri Hz. Safiyyeydi... Kendisinin de esir olarak alındığı Hayber savaşında, babasını ve kocasını kaybetmişti. Allah Rasulüne çok kızmış olmalıydı, fakat Onu görünce bütün duyguları değişti. Diğer kadınlarla aynı kaderi paylaştılar... paylaştılar çünkü Allah rasulünün sevgisi gönüllerine işlemişti. Safiyye Yahudi kökenliydi... bir gün bu, yüzüne vurulunca çok üzülde ve üzüntüsünü dile getirerek bu durumu Allah Rasulüne aktardı. Efendimiz de onu şöyle söyleyerek teselli etti: "Bir daha sana böyle bir şey diyecek olurlarsa, sen de onlara şu cevabı ver: "Benim babam, Hz. Harun, amcam Hz. Musa, kocamda gördüğünüz gibi, Hz. Muhammed Mustafa"dır. Övünecek benden daha fazla neyiniz var?"[10].

Kuran Allah Rasulünün hanımlarının inananların anneleri olduğunu beyan eder (Ahzab, 33:6). Aradan 14 asır geçmesine rağmen hala Haticeye, Aişeye Ümmü Selemeye, Hafsa ve diğerlerine anne derken zevk duyarız. Bu duyguyu Allah rasulü yüzünden hissederiz. Bazıları gerçek annelerinden daha çok his duyarlar.

Sonuç olarak, Allah rasulü mükemmel bir aile reisiydi. Bir çok kadını kolayca idare etmek, onların gönüllerinde taht kurmak, akıllarını ve ruhlarını eğitmekle birlikte, kendi ümmetiyle ilgili görevlerini ihmal etmediği gibi tavizde vermemiştir. Bu onun risaletinin açık bir delilidir. Bu tek delil olsaydı, onun peygamberliğini ispatlamak için yeterdi.
 
Şu an yaptığınız hiçbir iş,
Kılınmayı bekleyen vakit namazından
daha önemli değildir!!
----------------------------------------------
Her Hakkım Saklıdır®
|l|lllll|lll||ll||lll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³
Kullanıcı Avatarı
muminkardes

Süper Yönetici

Mesaj Sayısı: 435
Katılım Tarihi: 24.01.11

Seçenekler
Atlanilacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
Gelişmiş Forum Başlıkları Bulutu
Peygamberimiz (sav), kavmine kendisinin, BAZI DUALAR, Hz. HADİCE, HATİCE (r.a), Sakal-ı şerifin kıymeti, Peygamber Efendimizin Günlük Hayata Ait Sünnetleri, Hz. Muhammed in Hayatı (Vikipedi), Peygamberimizin Duasıyla İlgili Mucizeler, Sultanım Benim, Peygamberimizin s.a.v. Veda Haccı, Hicret ne demek, Hicret nedir anlamı, Ağaçlarla İlgili Mucizeler, Arefe -Kadir Gecesi, En Yakınlarının Lisânından Resûlullahın Son Günleri, Vedâ Hutbesi, Guzel sozler, Hapşırma, YÂ RESULÂLLAH, kutlu doğum haftaları, HATİCE'DEN DAHA HAYIRLISI, http://mp3quran.ch.vu/, Peygamberİmİzİn SÜt Annelerİnİ Ve SÜt Kardesleri, Peygamber Efendimiz (sav) kaç yaşında peygamber oldu ve ne kadar süre, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN SEVGİYİ TAVSİYESİ, DÜŞÜNMEZMİSİNİZ, YAKINLARININ DİLİNDEN PEYGAMBERİMİZİN AHLÂKI, KURTULUŞ KAPISI, hendek savaşında ordaya verılen ziyafet(1kişilik), Peygamberimizin Duasıyla İlgili Mucizeler, Ellerimiz elinizdedir Efendim..., EFENDİMİZİN MÜBAREK SÖZLERİ
Security System 1.8.6 © 2006-2008 by BS-Fusion Deutschland
1212 Saldırı, Engelleme(ler)
Sayfa oluşturulma süresi: 0.30 saniye 1,765,283 Tekil Ziyaretçi
   | Üye OL! Şifremi Unuttum?
MUMINKARDES.NET | MUMINKARDES.TK| ORUZ.NL| MAHZEMIN| AUTO-ISRA| sizin siteniz| sizin siteniz| sizin siteniz| sizin siteniz| sizin siteniz